-
Düzde yaşamak isteyen adam

Bundan yaklaşık 5 yıl önce, 2019’da gerçekleştireceğimiz bir araştırmanın verilerini toplamak üzere Balıkesir’e gittik. Gündüz işlerimizi gerçekleştirdikten sonra akşamları projeyi yürüten hocamızın ailesinin Altınoluk’taki yazlıklarında konakladık. Zihnimde kuluçka döneminde olan niyetlerden habersiz o günlerde kendimi oldukça geride kalmış ve eksik hissettiğimi söylemem gerekir. İnsanlar, ben hiç farkında değilken, çocuklukları ve gençliklerinde yaz tatillerini böyle yerlerde…
-
Dünya’ya Düşen Adam- Walter Tevis

Kitabımız Dünya’dan daha gelişmiş fakat yok olmaya doğru giden Anthea gezegeninden bir yabancının gelişi ile başlıyor. Görev bellidir. Dünya’da Anthea’da yüzyıllar önce keşfedilen gelişmeleri yeni bir icat olarak satarak para kazanmak, bu para ile saygınlık elde edip büyük bir uzay “feribot’u inşa etmek. Böylece kahramanımız Newton hem yok olacak gezegeninde ölüme mahkum 300 soydaşını kurtarabilecek…
-
Tanımadığım adam

Ofiste oturmuş çalışarak zihnimi dağıtmaya çalışırken, zihnimin bir tarafında yer tutan, gelmesini beklediğim telefon bildirimiyle dünyaya döndüm. Umutla telefonu elime alıp bildirime baktığımda yaşadığım hayal kırıklığının yanında, uzun zamandır görüşmediğim bir büyüğümün attığı fotoğraf beni düşüncelere savurdu. Fotoğrafta iki adam ve bir çocuk, bir köyde el ele tutuşmuştu. Adamlardan biri aşina gelen saçlara ve yüze…
-
GO! EKO-DİKTATÖRLÜK: Önce yeryüzü, sonra insan- Dirk C. Fleck

İnsanoğlu dünya kaynaklarını tüketmiş. Afetler, açlık ve göç dalgaları Avrupa devletlerini harekete geçirmiş ve GO! devletler birliği kurulmuş. Bu birlik bir devrimle mevcut hükümetleri ve kapitalist düzeni yıkarak, doğanın kendini tamir etmesine imkan tanıyan, tüm hakların, tüketimin, araç kullanmanın, bugünün dünyasında gördüğümüz hemen her şeyin kısıtlandığı bir toplum oluşturmuş. Birlik bunun dışında Güney Amerika ve…
-
Prangaya vurulmuş kendim

Sıcak bir duş… Tepeleme bir patates kızartması… Kafayı bulup her şeyin unutulduğu geceler… Sonunu düşünmeden girilen sosyal etkileşimler… Sevilen ancak vasat insanlarla geçirilen sohbet anları… Soğuyan havada ısıtıcıyı açarak güzelce uzanma isteği… Daha birçok basit ve “temel” ihtiyaç engellenmiş durumda halihazırdaki yaşamımda. Bu kaçamaklar (ki normal bir insan her birini temel hak olarak görür) benim…
-
Her şeyin geçmesi üzerine

Yaşıyoruz ve sık sık gözden kaçırdığımız bir durum var. Hemen her zaman geçmişi düşünüp geleceği gözlerken içinde bulunduğumuz anın koşullarından etkileniyoruz. Geçmişi şuana göre yorumluyor yine şuandaki hislerimize göre geleceği düşlüyoruz. Öyle ki kimi zaman bunalıyor, üzülüyor, heyecanlanıyor ya da delicesine özlüyoruz. İşin içinden çıkamayıp “onsuz asla yapamam”, “bunu başaramazsam her şey biter” gibi girdaplara…
-
Gökçeada’da Üç Adam

Zaman ve mekan fark etmeksizin kimileri müsaade isteyerek kimileri saygısızca camdan başını uzatır. Pirinç ister, su ister, yol sorar… Bu davetsiz misafirlerin çoğunun dilinden şunlar fırlayıverir istisnasız: Tek başına mısınız? Yalnız mısınız? Kimse yok mu? E! Sıkılmıyor musunuz? Neden yalnız geziyorsunuz? Benim gerçekten tek başıma oluşum yahut sadece beni görmeleri bir şekilde insanların dikkatini çeker.…
-
Değerli Hissetmek Üzerine I: Kırmızı Hap

Bu yazı iki bölümden oluşacak. Bilmiyorum belki birleştiririm. Ancak diğer yazıların aksine buraya bir uyarı koymak şart: BU YAZI PSİKOLOJİK SÜREÇLERİ KONU EDİNİR VE OKUMA, KİŞİSEL SÜREÇLERE DAYALIDIR. KENDİNİZİ YAZININ OBJESİ OLARAK HİSSETMENİZ DURUMUNDA VAKİT KAYBETMEDEN UZMAN BİR KLİNİK PSİKOLOĞA DANIŞINIZ. Ülkemizde, genel olarak doğu toplumlarında sıklıkla görülen, insana dair bir olumsuzluk konumuz. Bizim gibi…
-
Çember

Üzerimizde en güzel giysilerimiz var. Kızların saçı iki yandan bağlanmış. Benim ünlü papyonum ve kasketim üzerimde. Bilmem ne günü olmalı. Anaokulu başından beri beni çok sarmıyor. Sokakları, çimento kamyonlarını, işçileri özlüyorum ama el mecbur gidiyoruz. Binbir tembih çekiliyor her gün sınıfta küfür etmemek, “uygun” davranmak, öğretmenin söylediği mantıksız şeyleri kabul etmek için. Kabul ediyoruz. Dedim…
-
Sadakat üzerine: Felagund Finrod’a Saygı

Öteden beri, “bir insanı benim için değerli kılan şey nedir?” sorusuna yanıtım “sadakat” olmuştur. Bir insan iyi, kötü, çirkin, güzel, akıllı, aptal olabilir. Tahammül mümkündür. Fakat sadakatsiz ve omurgasız insan dünya üzerindeki en tehlikeli varlıklardandır. Öyle ki her şeyin, tüm bu çilenin Adem babamız ve Havva annemizin Rab’lerinin sözüne sadakatsizliği ile başlaması tehlikenin boyutunu gözler…
-
Yöntemine Uygun, Kusursuz Bir İnziva

Tarih inzivaya çekilen insan örnekleri ile doludur. Kimileri ulvi bir amaç, kimileri yorulduğu, kimileri şartlar öyle gerektirdiği için belli süre ya da sonsuza dek dış dünyadan soyutlar kendini. Peygamberler, ünlü komutanlar, siyasetçiler, sanatçıların biyaografilerini incelersek genellikle yaşamlarının bir bölümünde inzivaya çekildiklerini, toplumdan ayrıştıklarını görürüz. Kimileri bunu planlı ve programlı hale getirmiştir. Üretkenliğini kazanabilmek, kendine dışarıdan…
-
Bir Demet Kekik Kokusunda Devleti Aramak

Geçtiğimiz günlerde uzun süredir merak ettiğim Gökçeada’ya bir gezi düzenledim. “Ada” farklı bir yer. Adada olmak farklı bir duygu. Bunlara Avare bölümünde değineceğim. Gezimi bitirip Kuzu Limanı’nda feribot sırasına girdim. Dört araçla 15.00 seferini kaçırıp 17.00’ye kadar bekleyecek olmanın verdiği üzüntüyle sırada duran Erlik’in bagajını açıp tüpümü yaktım. Niyetim biraz kahve demlemek ve sefer saatine…
-
Hamal Sami, Deli Mehmet, Ahraz, Mühendis ve Ufaklık

Karadeniz’in ufak ilçelerinden birinde bir ufaklık, yaz tatilinin sıkıcılığından olacak, bir işin ucundan tutmaya karar vermiş. Annesinin gözden uzaklaşmama şartıyla izin verişini fırsat bilip erkenden inmiş sokağa. Tutmuş dükkanın yolunu. Malum bugün çimento kamyonu gelecek. Çimento kamyonu demek, kamyonla Küre Dağları’nın uzak köylerine gitmek ve hatta belki, şoför izin verirse, damperi kalkan kamyonun gaz pedalına…
-
Başını kaldır ve söyle:’Hallelujah !!!’

Toplumların kabul ettiği dinî inançların; onların kültürlerine, dillerine, düşünme tarzlarına, siyasal yaşantılarına tesirine yönelik araştırma yaptığım bir gece ‘değişik’ playlistimden beni tahrik eden bir ezgi çalmaya başladı. Çok da aldırmadan önümdeki kağıt karmaşasını karıştırmaya devam ederken soprano hanımefendinin belli belirsiz haykırdığı cümlenin sonundaki ‘…. Lord!’ sözü ben de tarifi imkansız duygulara neden oldu. Kağıtları, kitapları…
-
Bilen ile Bilmeyen Bir Olur mu?

Dünya’da var olan tüm canlıların ortak özelliklerinden belki de en önemlisi beslenmedir. İstisnasız bir biçimde her canlı beslenmeye ihtiyaç duyar. Onun yaşamını sürdürmesi öncelikli olarak beslenmeye dayalıdır. İnsanın beslenmesinden bahsettiğimizde sadece gıdaların belli şekilde tüketilmesi yani fiziksel beslenme akla gelmektedir. Ancak sağlıklı bir insan fiziksel beslenmenin yanında bir o kadar da zihinsel beslenmeye…
-
Leşçil olan, akbaba değil! Önyargılar ve Şekilcilik

Bir önceki yazımı okurken yine bir çıkmaza düştüm ve bu çıkmazı sizlerle paylaşmak istiyorum. Kuşlardan bahsederken iki farklı kuş üzerine de bir şeyler söylemek gerekir sanırım. Martı ve akbaba… Martıları hepimiz biliriz. Denize yakın bölgelerde yaşayanlar çok iyi tanırlar martıyı. İstanbul şairlerinin şahane İstanbul betimlemelerine konu olmuş, şirin kuşlardır. Resimleri…
-
Nasıl yaşamalı?

Günümüzde gençler, erişkinler ve hatta yaşını almışlar yaşama dair “hedef”ler belirliyorlar. Gençlerin gözü kariyerde. Kariyer dediğimiz geniş yapı ise mesleğe, meslekten kazanılan ücrete indirgenmiş durumda. Erişkinler yolunda gitmeyen şeyleri değiştirmek yerine onları kabullenmeye odaklı, pozitif psikoloji akımının peşinde kavramları ve doğruları kendi iyi oluşlarına alet ediyorlar. Yaşını almışlarsa gerçekleştiremedikleri kendilerini kutsama peşinde. Ekseriyeti varış noktasına…
-
Susmak, dilsizleşmek, uzaklaşmak ve yabancılaşmak

Yaşam hemen her gün yaptıklarındır. Her gün yaptıklarınsa gerçek seni işaret eder. Zihnimizdeki düşüncelerden, algılarımızdan, tutumlarımızdan ziyade eyleme döktüklerimiz bizi yansıtır. Bir süredir “anlamlı” bir suskunluk içindeyim. Birkaç yıl önce biraz küstüm, biraz usandım ve sustum. Toplum içerisinde zorunlu olan görevlerim dışında herhangi bir etkileşime girmedim. Girmedikçe gördüm ki, aslında konuşmanın bir anlamı yokmuş. Sen…
-
Gladyatörlükten Güvercinliğe, Martin Eden’e saygı

Sevgi, aşk ve genel mahiyette kadınlar üzerine yıllar yıllar önce şurada uzunca yazmıştım. Fakat söz konusu yazıda duruma fazla mantıksal ve sığ yaklaşımım aradan geçen sekiz yıldan sonra kendini göstermiş oldu. Orada iyi bir ilişki için temelde iki ölçüte değinmiştim: Tam uyum ya da uzlaşma… Bunlardan ilkinin asla mümkün olamayacağını o dönemlerde de bilmeme karşın, uzlaşma olayı…
-
Tehlikeli Oyun: İntihar Üzerine

“Eminim ki eğer kağıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum. Yazmak, olağanüstü bir tesellidir.” [Emil Michel Cioran / Ezeli Mağlup] Bir giriş, bir gelişme ve bir sonuç yok bu yazıda. Konu, ömür boyu duyduğunuz, duyduğunuz an korktuğunuz, hadi canım ordan dediğiniz, şakaya vurduğunuz ve kendinizden fersahlarca uzak gördüğünüz o eylem, intihar. İnsanın kendi yaşamına…