Bir süredir sosyal medyayı biraz “samimiyetsiz” şekilde kullanıyorum. Başlarda tek bir hesaptan yaşamıma dair tüm şeyleri gözler önüne sererdim. Uzun bir aranın ardından bir hesabı (ben ona kravatlı adam diyorum) iş ve steril paylaşımlar için, bir hesabı karavan güncesi ve delice paylaşımlar için, bir diğer hesabı ise gezdiğim ve gördüğüm yerleri paylaşmak için kullanıyorum. Elbette bu hesapları takip eden insanlar beni tamamen tanıdıklarını zannediyorlar. Açık konuşmak gerekirse tüm hesaplarımı takip eden ve hatta beni günlük yaşamda da tanıyan arkadaşlarım yalnızca %40’ımı tanıyor olabilirler. Eğer “Yolculuk nereye?” ve “Diogenes’in Çırağı” sekmelerini takip ediyorsan %60’ımı tanıyor olabilirsin.
Her neyse…
Burada da paylaştığım üzere bir süredir, bana tahsis edilen bir lojman dairesini bir çeşit “kurt ini”ne dönüştürmekle meşgulüm. Bu evde yaşamıyor, bir ofis, bir spor salonu bir depo ve çamaşırhane olarak kullanıyorum. İkincil hesabımda bu eve dair yaptığım paylaşımlar üzerine bir arkadaş kinayeli şekilde karavan yaşamından vazgeçtiğimi, ev yaşamına geri döndüğümü ifade eden kendince komik ifadelerde bulundu. Herkesle paylaşmayı uygun görmediğim bir hesapta hemen her paylaşımımı beğenmesine rağmen içeriği içten içe kıskandığını, her gün ve her gece kocasıyla sıkıcı bir yaşam sürerek netflixte içerik tüketmekten duyduğu memnuniyetsizliği dışavurmuş oldu. Sanki ben her hareketimi bizzat kendim yerden yere vurup eleştirmiyormuşum gibi, sanki atom parçalamışçasına yaşamımla ilgili yorum yapma hakkını kendine gören bu sefil dostumu çevremdeki insanların görüşlerini zerre dikkate almadığım için ha hu ile geçiştirdim. Fakat akşam yürüyüşünde menümde yaşamımdaki git geller vardı.
Beş yıl öncesi, üç yıl öncesi, iki yıl öncesi ile bugünkü ben arasında dağlar kadar fark var. Her birinin kendince öne çıkan yanları ve zaafları var. Öncelikle bu farklı insanları tanıdığım için çok mutluyum. Hepsi bana paha biçilemez şeyler öğrettiler deneyimleriyle. Yaşamımdaki iniş çıkışlar ve değişimler “hemen her günü aynı olan ve muhtemelen önündeki 50 yılı aynı şekilde olacak” arkadaşımın aksine benim için olumsuz bir durum değil, kelimenin tam anlamıyla özgürlük göstergesi. Beni ben yapan temel değerlerimden vazgeçmediğim sürece yaşam tarzım, yaşadığım mekan, yaptığım iş ve dile getirdiğim söylemlerin farklı olması öncelikle bir samimiyet ardından bir gelişim göstergesi. Ve tanıdığım kişilerin gözlerinden ırak bu mecrada dürüstçe söylemek gerekir ki daha büyük değişimlerin arifesindeyim.
Ne mutlu ki yaşama direnmeyi bırakıp onunla dans ediyorum.
Ne mutlu ki her günümün, her yılımın farklı olduğu bir esnekliğe sahip hale geldim.
Ne mutlu ki artık kimse gerçek beni tanımak bir yana dursun kestiremiyor bile.
Ağustos 2025
