Sık sık kendime “Neden?” diye soruyorum. Bu huyum bazen hızımı keser. Bazen anın tadını çıkarmamın önüne geçer. Ancak kendimi bu soruyu sormaktan alamam. Hayatı olduğundan daha zor hale getirse de “Neden?” sorusu benim hayatı anlamlandırmamı, kaybolmuşken yönümü tayin etmemi mümkün hale getirir. İnsan ilişkilerimi düzenlememi, günlük yaşamıma yön vermemi hep “Neden?” sorusuyla gerçekleştiririm.
İş temposu açısından çok yoğun olduğum bu dönemde zihnimin bir bölümü “Neden?” diye soruyor sürekli;
Neden bu kadar çok debeleniyorsun?
Maddi getirisi olmayan lisans derslerine neden bu kadar çok hazırlanıyorsun?
Öğrencilerin gelişimini onları darlamak pahasına neden bu kadar çok önemsiyorsun?
Neden kariyerine somut bir katkısı olmayan engelli ailelerine, belediyelere ve kamu kuruluşlarına ait projelere haftada 3 gününü harcıyorsun?
Yaşamın tadını çıkarmanın şifresini keşfetmişken, ofisinde oturarak masa başı yayın yaparak kariyer basamaklarını birer birer çıkacağının farkındayken neden kendini bunca paralıyorsun?
Bu sorular zihnimde yankılanırken, spor sonrası çalışmak üzere ofisime geldim. Mail kutumu kontrol ederken bir mesaja rastladım. Defalarca okudum. “Neden?” sorularının yanıtını tekrar tekrar hatırladım. Gittiğim yerlerde annelerin bana sarılmasında, engelli çocukların ilk maaşlarıyla yaptıkları nispetlerde, kamu görevlisi bürokratların “boyumdan büyük işleri bana ihale etmesinde” alıyorum yanıtı. Yetim çocukların sitemlerinde alıyorum en büyük yanıtı.
Keyifli ve özgür yaşamanın yolunu bulmuşken, zincirlerimden azad olmaya çok az kalmışken, artık önemsemediğim birçok şeye sahip olmuşken, ben bırakıp gidemem. Bencil bir hayat yaşayamam. Fıtratımda yok. Beceremem.
Defaaten hatırlamalı: Artık Kurt ve Kartal barışmalı.
…
İyi Günler hocam,
Ben FRM-105 Rehberlik ve Özel Eğitim dersinizden
İngilizce Mütercim Tercümanlık 3. sınıf öğrenciniz ………………………………,
Az önce dersinizden çıkıp size maili gönderme niyetimi hemen eyleme dökmek istedim. Hocam ben bizim (IMT) bölümün annesi gibiyim ya da baya sınıf annesiyim 17 yıllık evliyim 2 oğlumuz var, biri 4. sınıf diğeri 7. sınıf. Aslında yıllar sonra hayallerime koşarak 2. üniversitemi okuyorum. Her gün dersler için Çaycuma’dan Bartın’a gidip geliyorum.
Bayramdan sonraki dersinizde sorunuzun cevabını bilip sizden kahve kazanmıştım, müsaadeniz olursa o kahveyi eşimle ve hatta evlatlarımla birlikte gelip sizinle tanışarak sohbet ederek ofisinizde içmek çok isterim.
Daha önce demiştiniz ki; bizler genelde şikayetlerimizi hemen bildiririz, eksik görürüz, oysa güzel olanları da söylemek gerek bu yüzden mail atıyorum size. Dersinizden çok şey öğreniyoruz. Sürekli not alıyorum, sınavda çıkar diye değil unutmamak için, tahmin edersiniz ki belli bir yaştan sonra tekrar üniversiteye gelince sadece not değil “bilgi” daha fazla kıymetli oluyor.
Bizim büyük oğlumuz 4. sınıftan beri, haftanın 2 günü BİLSEM’e gidiyor ilk başta Zonguldak’a gidiyordu, şuan Çaycuma’da devam ediyor. Beni en iyi orada anlıyorlar diyor, bazen ona ulaşmakta, doğru tercihler yapmasına yardımcı olmakta zorlanıyoruz. Genel tanılılar matematikte çok iyi olur sanılıyor ama bizim oğlumuz daha çok tarih, harita, felsefe konularında çok meraklı, bu geçici bir durum yaşının verdiği bir süreç mi yoksa o konu da mı ilerlemeli bilemiyoruz, Bu konu da değerli fikirleriniz ile sizden istifade edeceğimiz çok şey olduğunu düşünüyorum. Seneye LGS gerçeği var.
Ayrıca hocam, ben aslen Ispartalıyım, eşimde Uşak’lı eşimin görevi dolayısı ile Çaycuma’da yaşıyoruz yaklaşık 13 yıldır. Benim babam Emekli İngilizce Öğretmeni keşke sizinle anne ve babamı tanıştırabilsem babam 1948 doğumlu annem 1950, annem de bir dönem bankacılık yapmış ama sonrasında babama yurt dışı görevi çıkınca bırakmış çünkü 1983 yılında babam Almanya’ya 5 yıllığına öğretmenlik görevi için gitmeye karar vermiş. O sırada orada ben doğuyorum. 2 tane yaşca epey büyük abim var. Annecim ve babacımın sosyal duyarlılıkları çok fazla bireyler. Ailemizde, yakın çevremizde hiç zihinsel engelli birey olmamasına rağmen, Almanya’da Türk öğretmen arkadaşlarının zihinsel engelli çocuklarının aldığı özel ve güzel eğitimi ve verilmiş hak ve imkanları görüp, neden yaygınlaşmasını sağlamıyoruz diyerek, daha önce oraya gitmiş olan Türk öğretmenlerin eşleri ile Alman-Türk Zihinsel engelliler derneğini kuruyorlar. Annemle babam sanırım fahri kurucu olarak isimleri hala geçiyor. Hatta geçtiğimiz senelerde Almanya’ya davet edildiler 35. yıl etkinliklerine. Bizimkiler gidemedi yaşlar artık ilerledi. Ama o günlere dair hatıraları o kadar güzel ki.. Daha sonra Isparta’ya gelince benzer amaçlar doğrultusunda Karınca derneğinin (Engelliler derneği) temellerinde yardımcı oldular, birçok faaliyetlerde yer aldılar.
Sizi derste dinlerken keşke sınıfta olsaydık diyorum, bu konularda bir bilim insanı olarak ne kadar deneyimli, araştırmacı, konunuza hakim olduğunuzu görebiliyoruz. Acıyarak ayrıştırarak değil inanarak sahip çıkarak anlatmanız bizlere ilham oluyor. Özel Gereksinimli bireylerin, sizin gibi değerli bir akademisyen ile korunuyor olması çok büyük şans.
Derste anlattıklarınızı telefonla annemle babama aktarıyorum çok mutlu oluyorlar. Oğlanlar zaten sizin dersiniz sırasında okuldan geliyor ve bir kısmına kulak misafiri oluyorlar. Sınıflarındaki kaynaştırma öğrencileri hakkında böylece daha çok konuşuyoruz.
Sözün özü, sizin öğrenciniz olmakta bizim için büyük şans, yoklama almasanız da kıymetli bilgileriniz için kaçırmak istemiyorum.
Tüm emekleriniz için teşekkür eder, saygılar sunarım.
