Bursa’da faaliyet gösteren bir otizm derneğinin daveti üzerine konferans vermek üzere yollara düştüm. Bilgiye ve bilimsel dayanaklı uygulamaya aç bir kitleye kendi geliştirdiğim modeli anlattım. Gittiğim yerlerde artık usanmış özel gereksinimli birey ailelerine umut verebilmenin hazzı beni hala bu mesleği yapmaya ikna eden şeylerin başında geliyor.
Dönüş yolunda Eskişehir’e, eski iş yerime uğradım. İşimin en güzel yanlarından bir diğeri doğası gereği iş yerimin bir kampüs içinde olması. Bomboş olan kampüse, eski fakültemdeki otoparka aracımı çektim. Bir sigara tellendirdim ve yürüdüm.
Kampüsü çevreleyen tüm yolu yürürken zihnim çoğu zaman olduğu gibi geçmişe gitti. 2020 sonu ve 2023’ün ortaları arasında hemen her akşam bu yollarda, akşama doğru herkes evine gitmişken yürüyüş yaptım. Düşündüm, düşündüm. O günlerde yaşam beni tutsak etmişti. Hareket alanım neredeyse yoktu. Elimde olan tek şey düşünmek ve hayal kurmaktı. Nereden baksan çaresizdim…
Aslında kendimi çaresiz bırakmıştım. Herhangi bir gün pes edip, diğerlerinin içine karışıp tüm dertlerimden kurtulabilir, onları görmezden gelebilirdim. Ben sorunun içinde kalmayı tercih ettim. Sorunla yüzleşmeyi tercih ettim. Belki kendime fazla eziyet ettim ancak o gün kendimi o kuyudan çıkartıp kolaya kaçsaydım şuan bulunduğum durumda olmazdım.
İşte o akşam, uzun bir program içinde, o çaresiz ve sıkıntılı adamın yanına gittim. Onunla yürüdüm. Ona teşekkür ettim. Onun sayesinde şuan yaşam yolunda ivme kazanmış, güçlü bir insanım. Onun sayesinde bugün çevremde herkes çaresiz ve umutsuz bir yaşam içinde karamsarlık içindeyken özgür ve umut doluyum.
Zaman zaman bunu hatırlamak gerekir. Eğer elin kolun bağlı hissediyorsan, umutsuzsan dur ve düşün. Her şey düzelecek. Ancak sen hayal edersen, vazgeçersen ve sabredersen. Kolay yolu seçersen emin ol hiçbir şey değişmeyecek. Kutu kola gibi çalkalanacaksın. Düşün, hayal et, vazgeç, sabret.
Nisan 2025
