Avare Kurt’tan Nasihatler: İftira


Sevgili dostum.

Şimdi kötülüklerin en büyüğüne şahit olursan eğer neler yapman gerektiğinden bahsedeceğim. Başımdan geçen olaylardan yola çıkarak. Bunları öğrenene dek epey acı çektim ve zorlandım. Olur da senin başına da gelir diye paylaşacağım öğrendiklerimi.

İftira, birinin başkasını ilgilendiren bir konu hakkında yanlış bilgiler içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, o kişiye zarar verecek nitelikle bilgileri başkalarına aktarması olarak özetlenebilir. Kamusal alanı ilgilendiren ve yasal anlamda suç niteliği taşıyan iftiralar için mutlaka savcılığa müracaat edilmeli. Konumuz bu türden iftiralar değil. Konumuz yasal anlamda suç olarak nitelendirilmesi muğlak olan, kişisel meseleler hakkındaki iftiralar. En tehlikeli olanları…

Bu türden iftiralarla ilk olarak yaklaşık 6 yıl önce tanıştım. Kadın okuyucular kusura bakmasın. Anlatacağımız türden iftiraların kaynağı genellikle kadınlar oluyor. Gerçekten meslek yaşamında ve özel yaşamda erkeklerle sorun yaşadığında konuşarak ya da kavga ederek işler çözülüyor çoğunlukla. Ancak işin içinde bir kadın varsa dürüstçe tartışamayan, korkak ve sinsi insanlar çareyi genellikle itibar suikasti amaçlı yalanlara bel bağlayarak buluyorlar. İşte böylesi bir durumda, kısa süreli bir ilişkim olan hanım, ayrılık sonrası süreçte hakkımda hocalarıma, arkadaşlarıma, beni tanıyan herkese hakkımda epey yaratıcılık içeren yalanlar anlatarak kendince bana zarar vermeye çalıştı. Başlarda verdi de. Birkaç ay boyunca hemen her gün kendimi başka başka insanlara işin doğrusunu anlatmaya çalışırken buldum. Ben işin aslını anlatıp kanıtladıkça yeni yeni saçmalıklarla karşılaşıyordum. Bu durum beni oldukça öfkelendiriyor, yanıtların dozunu artırmaya itiyordu. Arkadaşlık ilişkilerim ve iş yaşamımdaki ilişkilerim bu durumdan oldukça olumsuz etkileniyordu.

Bir yerde durdum ve düşündüm. Mahkemeye gidemezdim çünkü iş oldukça kişiseldi. İlgili şahısla etkileşim kuramazdım çünkü en küçük bir lafım beni haklıyken haksız duruma düşürebilirdi. İnsanları ikna etmeye çalışmaktan ne elde etmiştim? Bir an bu işte büyük bir fırsat gördüm ve sustum. Hakkımda ortaya atılan deli saçması şeylere sadece sustum. Bana bu yalanları taşıyan insanlara “peki sen ne yanıt verdin?” sorusunu yönelttim ve onlarla da iletişimi kestim. Bu yalanları iş yaşamına yansıtan hocalarıma saygı göstermeyi bıraktım. Ben sustukça önce yoğunluk arttı. Ardından sona erdi. Zamanla şöyle durumları sıkça yaşamaya başladım. Arkadaşlarım ve hocalarım bana gereksiz bir ilgi ve muhabbetle yaklaştılar. Hemen her sohbetin sonu “sen haklıymışsın, sana çok ayıp etmiş”le sonlandı. Benim yanıtımsa hiç değişmedi “Evet haklıydım ve sen bunlara inandın.” Başlarda beni çok bunaltan iftiraya uğramak aslında bir insan turnusolüydü. Beni gerçekten tanıyan, güvenen ve önemseyen insanları tanıma fırsatı. Son olarak birkaç yıl sonra benim hakkımda iftiralar yaratan şahıs şuan çalıştığı kurumda insan içine çıkamaz duruma geldi ve kendi maskesini kendi düşürdü. Ben hiçbir şey yapmadan. O kadar umursamıyordum ki, zamanında onun yalanlarına inanan insanlar bu kez onun bu durumundan beni haberdar etmek için birbirleri ile yarışıyorlardı. Benim yanıtım yine hiç değişmedi “Beni ilgilendirmiyor.”

Yıllar geçti. Geçtiğimiz aylarda buna benzer durumlar yaşadım. Ne tesadüf! Yine işin faili kadınlardı. Bundan yaklaşık 20 ay önce o döneme dek yaşamımda hiç bulaşmadığım bu yüzeysel ilişkileri keşfetme niyetindeydim. Çalıştığım kurumdan bir kadın bana ilgisini belli etti. Geri çevirmedim. Birkaç kez görüştüm. Kısa görüşmelerimizde onun resmi olarak henüz başka biriyle evli olduğunu, çocuğuna şiddet uyguladığını, kamu malıyla uyduruk resimler yapıp kendi hesabına fahiş fiyatlarla sattığını, intihalli sergilerle akademik kadro yükselmesi elde ettiğini öğrendim. Aşağılık halini yüzüne vurdum ve iletişimi kopardım. Defalarca denemesine rağmen bir daha görüşmedim. Bir başkası bana sosyal medya yoluyla ulaştı ve ilginç şekilde methiyeler düzdü. Onunla da birkaç kez görüştüm. Geçmişinde cemaat iltisaklı bir aile olduğunu, kamuda yükselmek için sendikal faaliyetlerde bulunabilecek kadar çıkarcı biri olduğunu ve hatta bana yaklaşmasının da altında muhtemelen eş durumu tayiniyle memleketine gelmek olduğunu öğrenip bunu ifade ettim ve görüşmeyi sonlandırdım. Bu iki kadınla da etkileşimim oldu fakat hiçbir ilişkim olmadı. Ancak kadınları hafife almamak lazım. Onlara karşı dürüst olmamak lazım. Yaşamdaki belki de en tehlikeli şey beklediği ilgiyi görmeyen ve önemsenmeyen kadındır.

Bu yüzeysel ilişkiler sonrası yaşam karşıma sevmeye değer birini çıkardı. Ancak aynı yaşam bana iftira ile ilgili öğretisini tamamlamamıştı. “Çok ilginç” şekilde bu insanların iftiraları dönüp dolaşıp beni buldu. Bunlardan biri halihazırda yaşayıp çalıştığım küçük il ve kurumda benimle bir ilişkisi olduğunu farklı insanlara aktarmış ve benden ayrıldığını ifade etmiş. Yine bir diğeri hiçbir aslı olmayan şekilde onunla bir ilişkim olduğunu ifade ederek var olan ilişkimi sorguladı, olmayan şeyleri ortaya atarak onu bitirmeye çalıştı.

Çok sinirlendim. Hukuksal yolları araştırdım. Bu ikisini tek bir hamlede devirebilirdim. İşlerinden edebilirdim. Fakat durdum. Giden zaten gitmişti. Zamana bırakmanın en iyisi olduğunu düşündüm.

Geçtiğimiz hafta fakültedeki bir arkadaş benimle bir başkasını tanıştırdı. Bu müzik öğretmeni bizim intihalci ressamın eski eşiydi. Bana aralarında geçenleri anlattı. Dengesiz kadının ona ne eziyetler ettiğini anlattı. Sanırım benden fazlasıyla korktuğu ve korkması da gerektiği için sadece iftira ile yetindi. Şuan köşe bucak benden kaçıyor. Ancak bu öfkeli adama onu mutlu edecek birkaç bilgi verdim. Ben intikam güdmüyorum ama güden birine hediye vermekten zarar gelmeyecektir. Ek olarak okuldaki çalışma arkadaşlarıma işin aslını öğrenmeleri için açık açık süreci anlattım. Bana göre ikili ilişkiler sadece o iki kişi arasında kalmalı. Ancak karşı tarafın işi düşürdüğü seviye bu düzeydeyken en azından böyle biriyle herhangi bir ilişkim olamayacağının bilinmesi gerekliydi. Bildiler ve anladılar. Bir diğerinin çalıştığı bölgedeki sendika başkanı tesadüfen geçtiğimiz hafta katıldığım bir bakanlık projesinde katılımcıydı. Ona gereken bilgileri verdim.

Tanrı var mıdır bilinmez lakin bana haksızlık edene karşılık verme fırsatını her zaman bana sunmuştur. Ancak günün sonunda benden de değerli bir şey aldılar. Beni öfkelendiren ve sinirlendiren şey tam olarak buydu. Durup düşündükçe tıpkı yıllar önce olduğu gibi bunu da bir turnusol olarak değerlendirdim. Gitmek isteyen gider, kalmak isteyen bir yol bulur. İşlerin aslını yaşam onun da önüne çıkaracaktır.

Velhasıl sevgili dostum, iftira tehlikeli bir durum. Umarım yaşamın boyunca iftira ile sınanmazsın. Ancak olur da böyle bir durumla karşılaşırsan sus ve sabret. Adalet ve gerçekler bir şekilde ortaya çıkacaktır. Kimseyi ikna yoluna gitme ve kendini savunarak düşürme. Öfkelenme ve üzülme. Yaşamında seni gerçekten seven, yanında duran ve güvenen insanları tanı, onlara sahip çık.


Yorum bırakın