Erken kalktım. Soğuk bir duş alıp kahvemi demlediğim çaydanlıkla göleğimi ütüledim. Traş oldum. Bu deli adamı Fıçı’da bırakıp bayram namazından çıkan kalabalığın içine karıştım. Annemin elini öptüm birlikte kahvaltı yaptık. Evden çıkıp denk gelen insanlarla bayramlaşarak çarşıya indim.
On yıllarca ailem tarafından kullanılan büronun kapılarını açtım. Kolonya, şekerlik ve çocuklar için bayram harçlıklarını hazır ettim. Gün boyu onlarca misafir ağırladım. Konu hemen her birinde aynıydı. Atalarım.
Ahmed Hamdi Ağa,
Mehmet Ağa,
Mühendis…
Orta yaş üstü hemen herkes büyük dedem Ahmet Hamdi ve Babam Mühendis hakkında çok güzel sözler söylediler. Evleri sayemizde yapılmış. Bizim tuğla fabrikamızda çalışarak başlık parası biriktirmişler. Evi yananların beyaz eşyalarını almış babam. Onlarca hikaye.
Terzi Musa ilçede yaşayan yaşlı bir amcamız. Bürodan çıkıp el öpmek için turlarken, onun dükkanına daldım. Kısa bir sohbet sonrası her zaman olduğu gibi tek taraflı konuşmasına başladı. Konuyu büyük dedem Ahmed Hamdi ile arasında geçen etkileşimlere getirdiğinde önemli bir şeyin gelmekte olduğunu hissettim. Bu andan sonra benimle konuşan Terzi Musa değil büyük dedem Ahmed Hamdi’ydi. Osmanlı döneminden bu yana müezzin olan büyük dedem aynı zamanda ticaretle uğraşan bir ağaydı. Tuğla fabrikası, yolcu ve yük taşımacılığı, sanırım biraz kaçakçılık gibi işlerle uğraşan bu adam hakkında hemen herkes kendi babası gibi bahseder. Fakat Terzi Musa bana büyük dedemin iyilikteki seçiciliği ve kalp kırmadan reddetme taktiği konusunda harika bilgiler verdi. Ardından dedem ve kardeşlerinin kötülüklerinden bahsetti. Son olarak ölümün ve kader yazgısının benim zihnimdeki gibi canlanmayabileceği üzerine metaforik bir anlatım yaptı. O daldan dala atlarken ben zihnimde büyük atalarımı düşündüm. İyilik ve kötülük, neyin ve nasıl yaşamanın doğru olduğu üzerine fikirler evirip çevirdim. Sanırım Ahmed Hamdi de kavgalı iki adamda bahsettiğim üzere bu adamların barışması gerektiğini salık verdi bana.
Terzi Musa’nın dükkanından hiç beklemediğim şekilde huzur içinde ve rahatlamış halde çıkıp, büroya misafirleri ağırlamaya gittim. Akşama kadar insanlarla sohbet ederken, insanların sözlerinde atalarımın hayaletlerinin söylettiği sözleri aradım.
Mart 2025
