Derin düşün


Shopenhauer, zekanın bir lanet olduğunu ifade ediyor. Zeka ona göre bir güç; bedeli oldukça ağır olan bir güç.

Toplumun büyük çoğunluğunun en büyük önceliği haz, konfor ve hayatta kalmaktır. Bu insanların oluşturduğu topluluklar anlamı sosyal etkileşimlerde, ulaşılabilir zevklerde ve eğlencede ararlar. Sosyal etkileşim, statü oyunları, roller bu insanların oyalanması için oldukça önemlidir. Onların sohbetleri yüzeyseldir. Hemen hemen kimse bu ortamlarda, ortamın genel görüşüne ters bir yargıda bulunmaz. Bu gruplar yetiştiriliş tarzlarına göre muhafazakar yahut çağdaş biçimlere bürünebilirler. Fakat özleri aynıdır. Bir cemaat sohbetinde ya da uyduruk bir barda konuşulan konular ve bunların derinlik düzeyleri hemen hemen benzerdir.

Bu toplumun, benim vasatlar olarak nitelendirmekte bir sakınca görmediğim, içinde yer alan insanların temel beklentisi kabul görmektir. Bu istek evrimsel süreçlerle açıklanabilir. Grubun ya da sürünün dışında kalan atalarımız zorlu şartlarla kendileri başa çıkamadıkları için farklı olmak istenmeyen bir durumdur. Kabul görmek ortalamadır, diğerlerine benzemekle elde edilir. Bu gibi gruplarda bazı farklılıklar dışlanma değil, cazibe öğesidir. Fiziksel güç, onun geçmişte getirdiği koruyuculuktan dolayı bugün bir anlamı kalmamış olsa bile kutsanır. Benzer şekilde zenginlik ve varsıllık halen devşirdiği güç nedeniyle insanlar tarafından önemli bir ölçüttür. Öte yandan bu topluluklar tek bir gücü dünyanın hemen her yerinde dışlarlar. Entelektüel ve düşünsel güç…

Tıpkı birlikte olmak gibi, entelektüel ve düşünsel kapasitenin nesiller boyu dışlanması da evrimsel süreçlere, atalarımızdan öğrendiklerimize dayanır. Dunning-Kruger ve Ayna etkisine ilişkin çalışmalar insanların vasatı, yüzeyseli, normali ve bilindik olanı kucaklarken, farklı derin ve anlamlı olanı dışlamaya meyilli olduklarını gösteriyor.

Zeki insanlar neyin gerçek ve neyin doğru olduğunu araştırırlar. Gerçek acı da olsa, hazzı ertelese de. İrade önemli felsefeciler tarafından “insanın amaç ve hedefleri doğrultusunda ulaşılabilir hazları erteleyebilme güdüsü” olarak nitelendirilmektedir. Entelektüel ve düşünsel güç, insanda farklı tepkiler uyandırır. İnsanlar zihinsel konfor alanlarında kalmaya niyetlidirler. Yüzeysel ve gereksiz konulara odaklanmayı tercih ederler. Sohbet derinleştiğinde ve mantıksal çerçeveye girdiğinde insanlar konuyu kapatırlar. İnsanlar kendilerine duymak istediklerini söyleyenleri dinlerler. Derin düşünenleri dışlarlar. Bunun en önemli nedeni bir yerlerde bu anlamlı düşüncelere hak vermeleri ve onlardan kaçmak istemeleridir. İnsanlar kendine dönmemek için gerçek ve doğruya, onları dillendirenlere sırtlarını dönerler. Derin düşünenler etrafındaki insanların sınırlarını zorlarlar. Derin düşünenlerin varlığı bile çevresindekilere kendisini yetersiz ve tedirgin hissettirir. Kruger etkisinde detaylıca ortaya konduğu üzere insanlar bilmedikleri konularda özgüvenli ve inançlı tavırlar sergilerler. Derin düşünenlerse genellikle şüphecidir. Yeni fikirler ortaya koyarlar, insanların oturmuş inançlarına ters fikirler.

Eleştirel ve analitik düşünmeye yatkın insanlar genellikle gerçeği çevrelerinde gereğinden önce sunarlar. Olması gerekeni henüz başa sorunlar gelmeden ifade ederler. Ancak toplum genellikle sloganlar ve klişelere rağbet eder. Bunu talep eder. Böylesi bir arz ve talep dengesinde zeki insanlar, derin düşünenler, şüphecilerin kaderi görmezden gelinmek, dışlanmak ve hatta cezalandırılmaktır.

Son günlerde ülkemizde yaşananlar ortada. Bunun buraya geleceği uzun yıllardır belliydi. Belki o belalı referandumda başladı her şey. O günlerden bu yana hep aynı senaryo tekrar tekrar oynanıyor. Ortadan ikiye bölünen bir toplum. Her ikisinin de anlattıkları yalan, propaganda, demagoji ve popülizme dayalı. EspressoLab önünde namaz kılanlarla, polis barikatı önünde nutuk okuyanlar aslında aynı yerde. Sığ düşünenlerin safında. Toplum böylesi ikiye ayrılmışken küçük bir grup, her iki gruba da dahil olma şansına erişemiyor. Çünkü ortalığa bedava saçılan bu tez ve anti-tezlerin her ikisinin de gerçeği, doğruyu ifade etmediğini dillendiriyorlar. Kimseye yaranamıyorlar hal böyle iken.

Bu örnek ve günlük yaşamda karşılaşılabilecek nicelerine dayanarak sonunda zekilere kalan şey toplumdan uzaklaşmak ve yalnızlığı kucaklamaktır. Onlar başkalarının onayı ya da uyum sağlamaktansa, yalnızlığın oluşturduğu karanlıkta oyalanmanın ve kendini oyalayıp geliştirmenin yollarını ararlar. Belki pek de tercih etmedikleri yalnızlığın oluşturduğu özgürlüğün tadını çıkarırlar. Shopenhauer, zekanın bir lanet olduğunu ifade ediyor. Zeka ona göre bir güç; bedeli oldukça ağır olan bir güç.

Mart 2025


Yorum bırakın