GO! EKO-DİKTATÖRLÜK: Önce yeryüzü, sonra insan- Dirk C. Fleck


İnsanoğlu dünya kaynaklarını tüketmiş. Afetler, açlık ve göç dalgaları Avrupa devletlerini harekete geçirmiş ve GO! devletler birliği kurulmuş. Bu birlik bir devrimle mevcut hükümetleri ve kapitalist düzeni yıkarak, doğanın kendini tamir etmesine imkan tanıyan, tüm hakların, tüketimin, araç kullanmanın, bugünün dünyasında gördüğümüz hemen her şeyin kısıtlandığı bir toplum oluşturmuş. Birlik bunun dışında Güney Amerika ve Asya’da çeşitli kimyasal silahlar yoluyla sulara yapay hormonlar karıştırarak doğum oranını azaltacak eylemlerde de bulunuyor.

Fleck, bu dünya içerisinde yaşayan bir devlet görevlisi, bir subay, dedelerinin gizli Porche’unu kaçırdıkları için komüne, şehir kampına sürülen üç genç üzerinden bize farklı bir distopya sunuyor.

Yorum

Kitabı okurken, şimdiki yaşamımı yönlendirmemde büyük etken olan meselelerin sonucunu görebilmek beni keyiflendirdi ve kurduğum yaşama biraz daha saygı duymaya başladım.

Sanırım içinde yaşadığımız dünyanın en büyük sorunu sürdürülebilirlikle ilgili. Aslında görmezden geldiğimiz en büyük sorunumuzu , diğer bütün sorunlarımızın ortadan kalkmasına önemli katkı sağlayacağız. Ancak görmezden geliyoruz. Çok masum, haklı ve bazen eksik gördüğümüz orta sınıf şehirli yaşamı bu dünyanın altına dinamiti koyan en önemli neden. Bilinçsizce tüketiyor, gerekli olmayan şeyleri hak olarak görüyor, israf ve azgınlık içerisinde yaşıyoruz. Doymak bilmiyor, yazın serinleyemiyor, kışınsa ısınmıyor. İstediğimiz yere hiçbir zaman hızlı şekilde gidemiyor, o istediğimiz tatile bir türlü gidemiyoruz. Asla ulaşamayacağımız o huzura ermek için sürekli tüketiyor, değiştiriyor ve yeniliyoruz. Bunun bizi götüreceği yer oldukça açık. Ve kendini bu işin bir parçası olarak görmeyen, suçlunun o tepede bizleri yöneten dev holdingler olduğunu savunanlar işin içinden sıyrılıp aynı yaşamı sürdürmeye devam ediyorlar.

Kitap masum günlük alışkanlıklarımızın, tüketim çılgınlığının bizi götüreceği yeri resmederken o dünyadaki dikta rejimine, tek sesliliğe, “insanlığın” değer görmemesine eleştiri getiriyor. O dünyadaki karakterlere günümüz dünyasını düşletiyor. Evet. İnsanoğlu zamanında, önceden küçük tedbirlerle kolaylıkla çözebileceği sorunları ertelediği, görmezden geldiği, politik davrandığı için tükeniyor ve uçuruma sürükleniyor. iş işten geçtiğinde dikta ve zorbalıkla “iyiyi” dayatmaktan başka çare kalmıyor.

Bugün, şimdi çok normal görünen beslenme, barınma, ulaşım gibi yaşamın tüm alanlarındaki alışkanlıklarımızı değiştirirsek birçok sorunumuz ortadan kalkacak. Küresel düzeyde olmasa da yaşamımız daha değerli hale gelecek, doğaya zarar vermemenin huzuruyla yaşayacağız. Hemen ve şimdi.

Şubat 2025


Yorum bırakın