Hamal Sami, Deli Mehmet, Ahraz, Mühendis ve Ufaklık


Karadeniz’in ufak ilçelerinden birinde bir ufaklık, yaz tatilinin sıkıcılığından olacak, bir işin ucundan tutmaya karar vermiş. Annesinin gözden uzaklaşmama şartıyla izin verişini fırsat bilip erkenden inmiş sokağa. Tutmuş dükkanın yolunu. Malum bugün çimento kamyonu gelecek. Çimento kamyonu demek, kamyonla Küre Dağları’nın uzak köylerine gitmek ve hatta belki, şoför izin verirse, damperi kalkan kamyonun gaz pedalına basmak demek ufaklık için…

Dükkana yürürken kamyonun çoktan geldiğini, yan kasaya sürülen kalasın yerine yerleştirildiğini görerek, adımlarını sıklaştırıyor. Tam dükkana girecekken ortalık toz duman… Çalışanlar küfür kıyamet birbirlerine giydiriyor. Derken mühendis dışarı çıkıyor. Kasada domino taşı gibi dizili çimentolardan ilkini yere düşüren Deli Mehmet’e bıyık altından gülümseyerek yevmiyesinden keseceğini söylüyor. Deli Mehmet mühendisi de küfürlerinden mahrum bırakmıyor.
Hamal Sami, Deli Mehmet’in sırtına yüklediği çimento torbalarını dükkana istifliyor. Arada Deli Mehmet’in yavaşlığından şikayet ediyor. Ancak konuşmasını kimse anlayamıyor. 5 torbada bir kemerine takılı deri kılıftan çıkardığı telefonunu yoğun bir iş adamı edasıyla kontrol ediyor. Bu hareketi Deli Mehmet tarafından küfürler yemesine neden oluyor.Ahraz mutlu ve gülümsüyor. Deli Mehmet’in küfürleri ve Hamal Sami’nin anlamsız-biraz da sıkıcı konuşmalarını duyamıyor olmasından belki de… Bir kalasın üstüne çıkıyor bir dükkana giriyor. Arada bir ufaklığın başını okşayıp el işaretleriyle bir şeyler söylüyor gülerek.
Ufaklık, kasanın başında oturan mühendisin yanında 10 dakikadır ayakta bekliyor. Bir derdi var belli. Mühendis oralı olmuyor. Bir umut cesaretini topluyor ve gazetesini okuyan mühendise “Gidebilir miyim?” diye soruyor. “Annene sordun mu?”… “İzin verdi.” Bu püsküllü yalanın ortaya çıkması halinde yiyeceği azarları göze almış ufaklık. “Tamam o zaman… Kasaya çıkmak yok.” diyor gazetesinden gözünü ayırmadan mühendis.  Ufaklık amacına ulaşmanın mağrurluğuyla şoförün yanına gidiyor. Ufaklığın kendileriyle geleceğini anlayan çalışanlar bir miktar öfkeli. Şoför mahallinde gitmek yerine kasada yolculuk yapacaklarından olmalı…
Bir yaz ve belki birçok yazı böyle geçiyor ufaklığın. Arada bir mühendisi Deli Mehmet’e haftalık hesabını öderken görüyor. “Bak ekmek alırken demirleri, yağ alırken bu ufak kağıdı kullanacaksın. Anladın mı?”. Ona göre demir 1’liklerden 10 lira, kağıt 10 liradan daha değerli. Deli Mehmet, para hesabı olmamasına rağmen aldığı paranın azlığından şikayetçi ama gitgide öğreniyor para kullanmasını.
Ardından mühendis ufaklığa işaret ediyor “Git şu numaraya 100 kontör yüklet Ruhi Amca’dan” diyor. Elindeki kağıda bakan çocuk numarayı tanıyor. Hamal Sami’nin numarası. Kontörü yükleterek bi işi layıkıyla yapmanın gururuyla dükkana koşan çocuk mühendisin gittiğini görüyor. Ahraz ve karısını hastaneye götürmüş. Malum Ahraz’ın eşinin de kulakları duymuyor ve hamile…
Bu çalışanların neden her gün kavga ederek ayrıldıkları dükkanın önünde ertesi gün erkenden bittiklerini sorguluyor ufaklık. Mühendis’ten olmalı. Kendiyle yeterince ilgilendiğini düşünmeyen mühendisin, Deli Mehmet’e horoz saldırdığında arabasına atıp vilayete götürdüğünü, Hamal Sami’nin telefonunun modeliyle ve kontörüyle oldukça haşır neşir olduğunu, akşam geç saatte gelen ve köyüne gidecek arabaları kaçıran Ahraz’ı üşenmeden köyüne bıraktığını gören ufaklık, içten içe bu çalışanları kıskanıyor.Deli Mehmet ilerleyen yaşına rağmen hala sağlıklı… Alışverişini kendi yapıyor artık. Hem de kazıklanmadan! Ufaklığı gördüğünde “Merhaba Mühendis!” diyor. Dükkanda asılı resme bakıyor, derinden bir nefes çekip gidiyor…
Hamal Sami yeni bisiklet almış. Taktırdığı dinamoyu, pompayı ve zili gösteriyor ufaklığa onu her gördüğünde… Ufaklık ilçeye uzun süre gelemediğinde arıyor. Anlaşılır olmayacak şekilde “Bir ihtiyacın var mı?” diye soruyor…Ahraz’sa dükkanın önünden geçerken duvarda asılı resme bakıyor. Gözünden birkaç damla yaş akıyor. Ufaklıkla göz göze gelmeden tırıs geçiyor Uğur Mumcu Sokağı’nı…
Mühendis…  9 yıl önce göç ettiği dünyada hala hatırlanıyor. Bütün ilçenin dezavantajlı bireyleri, yoksulları, engellilleri onun sayesinde ev yaptıklarını, geçindiklerini söylüyorlar ufaklığa. Mühendis elinin tersiyle tahsilini bir kenara koyup ömrünü ilçesinde geçirme kararından pişman olmamalı. Öz arkadaşları, tüccarlar onun mirasına ve dostluğuna ihanet ederken, arkasında bütün bir ilçe bıraktı ufaklığa hal hatır soran, anlatamadığı/anlatmadığı anıları anlatan…

Ufaklık… Çok uzun metrajlı olmayan ve her geçen gün silikleşen anılarından ilham alarak ileri bakıyor. Dezavantajlı gruplar, engelliler, yetimler ve yoksullar için babasının çizdiği yoldan ilerlemek üzere çalışıyor. 

                                                                                                                                                                                                   01/10/2017


Yorum bırakın