Bilen ile Bilmeyen Bir Olur mu?


      Dünya’da var olan tüm canlıların ortak özelliklerinden belki de en önemlisi beslenmedir. İstisnasız bir biçimde her canlı beslenmeye ihtiyaç duyar. Onun yaşamını sürdürmesi öncelikli olarak beslenmeye dayalıdır.
     İnsanın beslenmesinden bahsettiğimizde sadece gıdaların belli şekilde tüketilmesi yani fiziksel beslenme akla gelmektedir. Ancak sağlıklı bir insan fiziksel beslenmenin yanında bir o kadar da zihinsel beslenmeye ihtiyaç duymaktadır. Bu zihinsel beslenme zorunluluk gerektirmez. İnsanı da bir hayvan olarak kabul ettiğimizde beslenme bir güdüdür. Fiziksel bir gereksinimdir. Bu gereksinim bedenin acıkması şeklinde beyni uyarır ve fiziksel beslenme zorunlu duruma gelir. Buna karşın zihinsel beslenmenin zorunlu olmayışı bedenimizin bu beslenme karşılanmadığında açlık gibi bir uyarı vermemesinden ileri gelmektedir. Aslında insanın bulunduğu bunalımların içerisinden doğru bir biçimde çıkamayışı, çevresindeki olayları anlamlandıramayışı onun için bir alarm niteliğindedir. Bu alarmı anlayanlar ve zihinsel açlığını giderenler daha anlamlı bir hayat yaşar. Yaşamı iyi beslenenler tarafından değil, kendi iradesi yolunda idame ettirilir.
      Fiziksel beslenme ve zihinsel beslenme kendiliğinden gelişen boşaltım süreçlerini gerektirir. Bu boşaltımlar ve sonucunda ortaya çıkan dışkıların özellikleri birbirinden farklıdır.
      Fiziksel beslenme organizmaya zarar vermeyecek besinlerin tüketimi şeklinde gerçekleşir. Bu besinler alındığı andan itibaren vücut içinde gerekli yerlerde sindirilir, vücudun ihtiyaç duyduğu maddeler emilir ve geriye kalan yararsız-gereksiz maddeler vücuttan atılır. Bu boşaltımdır. Bu boşaltımın sonucu ortaya bir dışkı çıkar ki o dışkı başka türler için yaşam kaynağı olabilir fakat kendi türü için pislik anlamında kullanılır. Kötü anlamlar içerir.
      Zihinsel beslenme sadece insana özgüdür. İnsanı hayvandan ayıran yegane yeti zihinsel aktiviteleri olarak ifade edilmektedir. Bu yetinin yerine getirilmesi için zihinsel beslenme gereklidir. Zihinsel olarak düzenli bir biçimde beslenmeyen insanlar, zihinsel aktiviteler organize edemezler. Bu durumda toplumda insan görünümünde, insan olduklarını iddia eden ve bizden görünürde bir farklılıkları olmadığı için hayvan olduklarını ispat edemediğimiz ‘hayvan’ topluluğu oluşur.
     ‘İnsan’ düzenli bir biçimde zihnini beslemelidir. Bu beslenme; okumak, eğitim yaşantılarına katılmak seyahatler-yaşantılar yolu ile gerçekleşir. Bu faaliyetler bizim için besin niteliği taşır. Bu besinlerin sindirilmesi için tayin edilen organ mide değil beyindir. Nasıl besin midede sindirilip özüne kadar analiz ediliyorsa, zihinsel besinler de beyin yolu ile analiz edilmeli gerekli durumlarda sentezlenmelidir. Düzenli beslenme fiziksel bir gereklilik olduğu kadar zihinsel bir gereksinimdir. Nasıl düzenli olarak gıda alamayan bir insan vücudunun sindirim ve boşaltım organlarında hastalıklar meydana geliyorsa, zihnini düzenli bir biçimde beslemeyen bir insan toplumun gerisinde kalır. Beynindeki hastalıklı düşüncelerin farkına varamaz duruma gelir. Zamanla beyin işlevini yerine getiremez.
    Beslenmeler nasıl farklılaşıyorsa, boşaltım ve dışkılar da farklı anlamlar taşımaktadır. Fiziksel beslenme sonucu oluşan dışkı yararsız-gereksizdir. Zihinsel beslenmede tam tersi olması gerekir. Ancak burada istisnai bir durum ortaya çıkar. Zihinsel beslenmenin niteliğine göre zihinsel dışkı yarar ve gerek bakımından farklılaşır.
     Kötü bir zihinsel beslenme, yani yararsız-gereksiz fikirler içeren kitapların okunması, bireye uygun olmayan eğitim yaşantıları, ders alınmayan deneyimler, salt keyif amaçlı yapılan gezilerden ortaya çıkan dışkının fareninkinden farkı yoktur. Hastalıklıdır. Zararlıdır. Yok edicidir.Buna karşın iyi bir beslenme, yani gerekli ve yararlı fikirler içeren kitapların okunması, bireyin özelliklerine uygun alınan kaliteli eğitim, ders çıkarılan deneyimler ve farklı coğrafyaların, tarzların farkına varıldığı seyahatlerden ortaya çıkan dışkı arının dışkısı olan ve bal olarak nitelendirdiğimiz besin gibidir. Sağlık verir. Dayanıklı kılar. Güçlendirir.     Bu bir döngüdür. Devamlılık arz eder.Fiziksel beslenme konusunda nasıl kaliteli gdo’suz yiyecekler tercih ediliyorsa, zihinsel beslenmede de aynı özen gösterilmelidir. Beynimiz, Yunus Emre dergahı gibi olmalıdır. İçeri bırakın yamuk insanı, yamuk odun bile sokulmamalıdır.Çünkü, kötü beslenen bir insan, dışkıları ile başkalarını zehirler. Bu, fikirlerinin başka insanların besin kaynağı haline gelmesi şeklinde meydana gelir. Yani, kötü beslenen kişilerle yapılan muhabbet, onların yazdıkları kitaplar, başka bir insan için besin kaynağı olduğunda, onda da aynı hastalıklı fikirlerin oluşmasına neden olur.O da beslendiği dışkılardan farkı olmayan dışkılar üretir ve başkalarını zehirler. İyi beslenen insanların yazdıkları kitaplar, onlarla yapılan muhabbet besin kaynağı olduğunda ise beslenen güçlenir. Sağlıklı bir yaşam sürer. Onun dışkıları da başkalarına sağlık verir. Ne diyor yine Yunus Emre’ Cümleler doğru olur; Sen doğruysan.’          Demek oluyor ki iyi beslenmeliyiz. İyi ve kötü besinlerin farkında olmalıyız. İyi insanlarla arkadaş olmalı, kaliteli kitaplar okumalı, uygun eğitim almalı, yaşantılarımızdan ders çıkarmalı ve seyahatlerimizde farklı kültürleri tanımak ve onda faydalı gördüğümüz şeyleri yaşamımıza katmak amacını alışkanlık edinmeliyiz.         Hiç bir olur mu Hitler ve Marx? Hiç bir olur mu Kavgam ve Kapital?     Hiç bir olur mu Necip Fazıl ile Nazım Hikmet?     Hiç bir olur mu Serdar Ortaç ile Kazım Koyuncu?     Hiç bir olur mu Erbakan ile Erdal İnönü?     Aynı mıdır bunlarla beslenen insanlar?
Bilen ile bilmeyen bir olur mu hiç? Yüce yaratıcının dediği gibi…
    Fiziksel beslenme konusunda Afrika’da bulunan yetersizlik düzeyi ve niteliği, bizim toplumuzdaki zihinsel beslenme ile aynı düzey ve nitelikte. İyi beslenenlerin çoğalması, insanların içerisinde olduğu ancak farkında olmadığı ‘açlığın’ , ‘sefaletin’ son bulması umudu ile…                                                                                                04/05/2013


Yorum bırakın