Ölümü hatırla



Lima’da 800-1200 yıllık olduğu tahmin edilen, İnka öncesi döneme ait mumya bulundu. Mumyanın en dikkat çeken özelliği ise tüm bedeninin iplerle bağlı olması ve elleriyle yüzünü kapatması. Peru

Yaş ilerledikçe merak azalıyor. İnsan daha çok önüne bakmaya tembihliyor kendini. Fakat bu fotoğrafı görünce merak duygum depreşti. Önce merakımı gidermeden önce hissettiklerimden bahsedeyim. 

Nedir bu arkadaşın hikayesi?

Nasıl bir bir ailede doğup büyüdü? 

Başına gelenler neydi?

Neleri başardı? 

Ne ödünler verdi?

Ve en önemlisi… Yaşamının sonunda onun bu şekilde gömülmesine neden olan neydi? 

Görüntü şahsın utanç içeren bir suç işlediğini çağrıştırıyor. Diğer yandan mumyalanan bedenlerin sadece soylulara ait olduğunu biliyoruz. Bu soylunun suçu neydi? Bu denli utanç verici hangi hata, onu küçük düşürücü şekilde gömülmeye götürdü? 

Fotoğrafı gördüğüm an, son zamanlar üzerine fazlaca düşündüğüm ölümü hatırladım. İnsan nasıl ölmeli? Ölümü fethetmenin bir yolu var mıdır? 

Peki ya ölüm apaçık, zamansız şekilde orada dururken nasıl yaşamalı? 

Ölümden kaçarcasına bencil, zevkü sefa içinde, duyarsızca mı yaşamalı yoksa ölümü hatırlayıp yaşama karşı bir itaatsizlik mi duymalı? Ya da ölüm fikrini hepten kafadan çıkarıp ölmeyecekmiş gibi çalışıp didinmeli mi? 

Öyle ya da böyle ölüm varsa yaşam boyunca herhangi bir şey için çabalamak, hırsla çalışmak, risk almak, kaybetmek, üzülmek, sevinmek mantığa sığar mı? 

Böyle bir farkındalık sonrası yaşamın bir tadı kalır mı? 

Elbette hemen her sorunun yanıtı doğru ve farklı yollara çıkıyor. Din başka yorumluyor felsefe bambaşka. Yaşamımızın belli dönemlerinde bir istikamete daha yatkın hissedebiliyoruz kendimizi. Bazı yollardan geri dönüş yok. Ölümü fethetmenin örneğin. Bedeli ağır. Yaşamdan olmak. Bile isteye öldürmek kendini. Belki ödülü de büyük. 

Hangi yolu tutarsak tutalım ölümü hatırlamalı. Bu kucaklaşmayı ertelesek ve hatta onu inkar etsek de ölümü hatırlamalı. Ölüm hatırlandığında yaşamak kolaylaşıyor çünkü. Acılar, kederler, özlemler hafifliyor, önemsizleşiyor. Diğer şeyler hafifledikçe de ölümü akıldan çıkarmak, ölümü unutmak imkansızlaşıyor. Fethetmek olmasa da belki barışmak zaruri hale geliyor. 

Bu şahıs ölümü unutmuşa benziyor. Gömülüşündeki aşağılanmaya bakarsak bir suç işlemiş olmalı. Ya da belki büyük bir erdem göstererek çürümüş topluma kafa tuttu, onuncu köyün yolcusu oldu kim bilir. Gerçekler zamana göre değişir. Bunu konuştuk onuncu köyü ararken. Her ne için olursa olsun bu şahıs risk almış, bir haltlar karıştırmış, birşeyler istemiş ve ulaşamamış olmalı. Belki hırslandı, belki haksızlığa uğrayınca çılgına döndü. Belki aldattı, belki aldatıldı. Hırsızlık yaptı ya da hırsız bir toplumda kral çıplak dedi. Kim bilir? Ne olursa olsun bu şahsı diriltip şu fotoğrafı göstererek sorsak ona: 

Değer miydi? 

Yanıt sanki belli. Değmez. Ölümü hatırladıkça hiçbir şey için sınırda davranmaya değmez. İstemek, elde etmek için fazla çalışmak, risk almak, kaybeymeyi göze almak, kaybetmek, sıfırdan başlamak, adanmak… Değmezse eğer ne yapmalı? Yol belli, ateşin çemberinden geçip kendini yeterince ikna etmeli ve zamanı geldiğinde Ölümü fethetmeli. 

10.12.2021

.

.

.

Bu elemanın merakımı giderdikten sonra o kadar da ehemmiyetli biri olmadığını öğrendim biraz araştırınca. Arkeologlar 20-25’lı yaşlarında olduğunu belirtiyor. Gömme şeklinin anlamına dairse net bir bulgu yok. Evet muhtemelen soylu ve ecelle de gitmiş olabilir. Belki bir sapık ya da veliaht prens. Çok mühim değil. Mühim olan benim fotoğraf görünce hissettiklerim. Sorun da bu ya. Bir insanın beynindeki tilkiler bir fotoğrafla bu kadar fazla dans etmemeli. Detaylı bilgi linkte. 

https://www.smithsonianmag.com/smart-news/archaeologists-unearth-800-year-old-mummy-in-peru-180979134/


Yorum bırakın