Gökkuşağında görülmeyen gerçek: Siyah


            Joseph von Fraunhofer…

            Alman bilim adamı…

    Spektroskop’u buldu ve bu aletle Fraunhofer çizgilerini keşfetti.  Güneş ışığının cam üzerine düştüğünde kırılarak oluşturduğu 7 renk içindeki siyah çizgiler üzerine, astrofizik bilimi kuruldu.
       Fraunhofer çok uzakları gördü. Onun sayesinde milyarlarca ışık yılı ötedeki galaksilerde kaç gezegen olduğunu saptayabiliyor, yıldızların bizden ne kadar uzakta olduklarını ve hangi hızda hareket ettiklerini hesaplayabiliyoruz. O küçük, siyah çizgiler sayesinde… Zamanında Newton’un da görüp anlam veremediği siyah çizgiler sayesinde…
   Fraunhofer uzakları gördü. Çünkü o bir yetimdi. Yoksul bir cam işçisi olan babasını erken yaşta kaybetmişti. Kimsesi olmayan bu çocuk, okumak istiyordu. Ve şans yüzüne güldü. Bir saray görevlisinin yanına verildi. Ancak zannedilen olmadı. Saray görevlisi onu ayna atölyesinde çalışmakla görevlendirdi. Akşamları ise onun sobasını yakmak, ev işlerini yapmak ile yükümlüydü. Bütün gün, soyluların karşısına geçip görkemli elbiselerine bakacakları, kadınların kendi güzelliklerine bakarak sarhoş olacağı o aynaları yapmak için, kızgın haldeki cam cevherini karıştırıyor, bu esnada birçok kimyasalı da solumak zorunda kalıyordu.
     Fraunhofer uzakları gördü. O saatlerce karıştırdığı kırmızı, alev cevherinde gördü. Ciğerine çekti. Zorluğu, cefayı, özlemi eritti içinde ve bir evreni bize bahşetti.

     Saray görevlisinin evi, bir gün Fraunhofer de içindeyken çöktü. Fraunhofer’e şans bir kere daha güldü. Bu sefer ki esaslıydı hem de. Bavyera Dükü Maximilian yardımseverliği ile tanınan bir soyluydu. Memurunun evinin yıkıldığını duyunca hemen oraya gitti. Enkaz çalışmalarına bizzat yardım etti. Yetimi kimse hatırlamamıştı. Enkazın içinden o el çıkmasaydı eğer, kimse de hatırlamayacaktı. O eli gördü Maximilian ve gitti, çocuğu çıkardı. Hikayesini dinledi. Cam işleri ile uğraşan bu çocuğu Münih Optik Enstitüsü’ne gönderdi.
     Fraunhofer uzakları gördü. Burada ayrıntıları da algıladı. Not etti. Diğerleri de görsün diye. Yıllarca o izbe ayna atölyesinde soluduğu gazlardan olacak, 39 yaşında vefat etti. Keşifleri üzerine insanlık, yüksek çözünürlüklü lenslere, merceklere ve astrofizik bilimine sahip oldu.

        Yetimler… Bu rengarenk dünyanın siyah çizgileri… Kimi zaman kırmızı bir elbisede, kimi zaman mavi bir gözde, kimi zaman baharla yeşeren ormanda görürsünüz renklerin estetiğini. Ama ışık ebedi değildir. İnsanoğlunun bozduğu doğal adalet, evrende hala devam etmektedir. Gün batar, gece doğar. Işık kaçar, gece kovalar. Renkler solar, siyahlar açar. Gündüz bütün renkler kendilerini sergileyip en güzel olmak için yarışırken, kimi aşkı kimi özgürlüğü temsil ederken, gece olur. Bütün renkler kaçar. Siyah kalır. İnsan, göremediği, anlayamadığı kavrayamadığı için ölümle, kötülükle karalar onu. Kimileri bu sonsuz siyahlıktan korkup uyumanın yollarını arar, kimileri o sonsuz siyahlıkta benliğini, talihini, kaybettiklerini arar. Gündüz herkesindir. Gece ‘kimse’lerin. ..
      Fraunhofer, siyahta ‘hiçlik’ olmadığını gösterdi ademoğluna. Aksine bilinmeyenlerin saklı olduğu bir hazine olduğunu anlattı renklerin büyüsüne kapılan dünyaya.  Bir piramitten çıkan yedi canlı, göz kamaştıran renk içinde siyahı gördü…
      Çevrenizde hemen her gün gördüğünüz kimseler onlar. Kimi zaman samimiyetsiz bir acıyla baktınız onlara, kimi zaman anlamını bilmediğiniz ve hiçbir zaman da bilemeyeceğiniz bir merhametle…
         Onların sevgiye, merhamete ihtiyacı yok. Sizin bu ‘pembe’ dünyanızda oluşturduğunuz sahte güzelliklere ihtiyaçları yok. Onlar siyah içinde kaybolup gerçeği bulmayı isterler. Renkli dünyada kaybettiklerini, siyahta ararlar. Hepinizden güçlüdürler. Ama göstermezler. Gerek yoktur bu güzel şeylerin daimi olduğunu sanan zihin israflarına siyahı göstermeye. Çünkü bilirler ki; siyahı gördüklerinde gözlerini kapatan çocuklar onlar… 
        Gerçek, hakiki karanlıktan kaçarken, sahte renkler içinde hayaller kuran çocuklardır onlar.

         Fraunhofer’in mezar taşında ‘Yıldızlara yaklaştı.’ yazmakta.

                                                                                                                                                                                                                                 12-04-2014                                                                                                                           ESKİŞEHİR


Yorum bırakın